| Denizli Bangosu - Azman |
![]() |
| ... |
![]() |
![]() |
![]() |
| Üretim Yetiştirme ve Geliştirme Çalışmaları |
![]() |
| Üretim, Yetiştirme ve Geliştirme Çalışmaları
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Prof.Dr.Türker Savaş, Azman güvercin ırkının Denizli Horozu kadar önem taşıdığını, bir kültür mirası olduğunu söylüyor. Denizli’de hobi olarak beslenen güvercinleri tanımlamak için kullanılan deyimler ve terimler, küçük bir sözlük oluşturmaya yetecek kadar çoktur. Denizli - Afyon karayolu üzerindeki Akkale'nin hemen girişinde yer alan, 1253 yılında Anadolu Selçukluları tarafından yaptırılan Akhan Kervansarayı'nda bile güvercin figürlerine rastlanıyor. Prof.Dr. Savaş, "İnsanoğlunun yaşamı, yeme içmeden ibaret değildir. Boş vakitlerin değerlendirilmesinde hobiler çok önemli. Güvercin yetiştiriciliğini bu yönüyle alıyorum. Bu, araç olarak biyolojiyi ve hayvan yetiştiriciliğini kullanan bir sanattır. Renk renk, boy boy güvercin ırkları da bu anlamda sanat eseri. Denizli Bangosu diğer adıyla Azman ırkı güvercinler, kültür mirasıdır ve bana göre Denizli Horozu kadar önemlidir.” diyor. |
![]() |
| Çok değil, bundan 20-25 yıl öncesi ile bugünü değerlendirmek bile bazı gerçekleri anlamamıza yeterlidir. Örneğin, mesela eskiden azmanların yalnızca gagasına bakılmazdı. “Gaga sıfır numara olsun da gerisi ne olursa olsun” denmezdi. Öncelikle güvercinde Azman duruşu ve yürüyüşü aranırdı ardından kafa yapısı incelenir, elmabaş mı, cevizkafa mı bakılır ve ona göre eş verilirdi. Tüy kalitesi bozuk bir Azman vasıfsız olduğu için kadrodan hemen elenirdi. Dağınık bir renk düzeni ise asla kabul edilmezdi, renkler mutlaka kesme olsun istenirdi. Azman’ın renkleri bellidir. Aranan tüm özellikleri taşısa da kırmızıciba veya sarıciba güvercinlerin Azman olarak kabul edilmediği, diğer ırklarla melezlenerek elde edildikleri zaten bilinen bir gerçekti. Uzaktan bakıldığında siyaha benzeyen koyu kahve renkli gözleri taşımayan, taşısa da iri gözlü olan veya göz çevresi derisi soluk olmayan-renkli olan bir güvercin de usta yetiştiricilerden ilk bakışta negatif puanı alırdı. Diğer tüm özellikler yerinde diyelim; ancak uçamayan, uçsa da defalarca hava yapamayan disipline edilemeyen veya şaşmaz sadakat özelliğinde zaafı olduğu tespit edilen bir Azman hiç kimsenin güvercinliğinde kendine yer bulamazdı. Bakın, gagaya henüz sıra gelmedi… 20-25 yıl öncesinin değerlendirmeleri ile bugünkü değerlendirmeler arasında böylesine belirgin farklar olduğuna göre Azman ırkının vasıflarını kaybetmesi olağan bir sondur, en olumlu bakış açısına göre sona yakınlıktır… |
| Güvercin yetiştiriciliğini özverili ve samimi bir şekilde yüzyıllar boyunca sürdüren Denizli’li yetiştiriciler bugün Azman (Denizli Bangosu) ırkında neslin tükenmesi tehlikesiyle baş başa kaldılarsa durup bir değerlendirme yapmak gerekiyor! Avrupa da çok tanınan ve yetiştirilen Anatolian Owl ırkının atası çok büyük olasılıkla Azmanlardır. Anatolian Owl (Anatolische Meeuw) yazılı kaynaklarda belirtildiğine göre 1700-1750 yılları arasında Anadolu’dan Hollanda’ya götürülmüş ve sonra çeşitli Avrupa kısayüzlü güvercin ırklarına köken olmuş bir güvercindir. Fenotipi ve renk kalıpları Azman ile çok benzeşmektedir. Anatolian Owl ırkına bu kadar yakın Türkiye’de başka bir benzerini göstermek olası değildir. Peki, 250-300 yıl kadar önce ülkemizden Avrupa'ya götürülmüş ve fenotipi diğer Avrupa kısayüzlülerine benzetilmiş, uçuculuğu örselenmiş olan bu ırk halen varlığını sürdürüyor da; onun atası Azmanlarımız neden soyunun tehlikesinin tükenmesiyle yüzyüze kalmıştır? İlk sebep bilgisizilik ikinci sebep ise ilgisizliktir… |
| Ancak Denizli’de Denizli’li seçkin yetiştiriciler tarafından Denizli Güvercin Evi Derneği kurulmuş ve kurulduğu günden itibaren derneğimiz nitelikli faaliyetlere imza atmıştır. Denizli Güvercin Evi Derneği çatısı altında bir araya gelip eksiklerimizi tespit ederek yeni çalışma programları ortaya koyabiliyoruz ve artık yol alıyoruz. Bu bağlamda Denizli Bangosu için de artık umut var demektir. Amaca yönelik olarak 1. Denizli Bangosu Irk Güzelliği Yarışması organize edildi ve gerçekleştirildi. Bu yarışmanın ardından ırka son derece pozitif bir yönelme görüldü. Yetiştiriciler bir araya gelerek eksiklerini birbirlerinden tamamlamaya başladılar. Vasıflı damızlıkların yavruları yetiştirilmeye başlandı. Irka özel olarak yetiştirme bölmeleri hazırlanmaya başlandı. Bu arada basında yer alan Denizli Bangosu haberleri yetiştiriciler için ayrı bir şevk kaynağı oldular. Pamukkale Üniversitesi’nin, İl Tarım Müdürlüğü'nün ve İl Orman İşletmesi Müdürlüğü’nün katkı sağlayacaklarını beyan etmeleriyle çok olumlu bir hava yakalandı. Yurtdışından gelen güvercin ziyaretçileri ise Denizli’li yetiştiricilerin konuya dikkatlerini bu konuya bir kez daha çekmeye vesile oldu. İlgili proje yarışmalarına Azmanlarla katılımlarımızda alınan üstün dereceler ve özellikle Olimpiyat Türkiye 2.liği ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu bize gösterdi. Bunlara benzer pek çok güzel gelişme yaşandı. Birbiri ardına yaşanan gelişmelerden sonra Azmanlarımız için artık ümitliyiz ancak geçmişte yapılan hatalardan ders almak ve onları tekrarlamamak durumundayız. |
| Azman güvercinlerde böylesine keskin kriterler vardı da neden şimdi aranmaz oldular? Acaba bahsedilen kritelerin sonraki yetiştiricilere sağlıklı bir şekilde aktarılmamasından olabilir mi? Konuyu biraz daha açarsak; “bildiğim bana kalsın, iyisi bende olsun, başkasında olmasın, elimdeki sıfır gagalıları iyi paraya satıyorum ya” gibi egoist yaklaşımlarla hareket edenler söz konusu dejenerasyonu başlatmış olabilirler mi? Bence problemin kaynağı işte bu tarz haris yaklaşımlardır… Bilgisizlikten bahsettik ardından ilgisizlikten de bahsetmeliyiz. Madem Denizli’nin Azman (Denizli Bangosu) gibi eşsiz bir değeri var, neden hiç kimse konuya layık olduğu üzere yaklaşmamış? Avrupa’ya götürülmüş ve başka Avrupa ırklarına köken yapılmış bir ırka yani Denizli Bangosu’na neden kayıtsız kalınmış?.. Pek çok değerimize sahip çıkmadığımız gibi güvercinlerimize de sahip çıkmamışız. |
![]() |
| Denizli gibi güvercin yetiştiriciliğinin odağı olmuş bir beldede Azman ırkının nesli tükenmemelidir. Örneğin bir “ciba” kelimesi bile Selçuklu Türkleri tarafından kullanılmış ancak günümüzde kullanılmayan unutulmuş bir kelimedir. Biz yetiştiriciler hariç; bizler halen kullanıyoruz… Bu ve benzer örnekler o kadar çoktur ki sadece Denizli güvercin yetiştiriciliği bir laboratuar olarak kullanılsa dahi yüzyıllar öncesine gidilebilir. Bu konudaki birikimimize güvenelim ve gerekli özeni gösterelim, değerlerimize sahip çıkalım. Değerlerimize sahip çıkan ve güzelim Denizli Bangosu güvercinlerimizi tüm vasıflarıyla bugünlere getiren değerli ustalarımız merhum Çetin Erdilal, merhum Rifat Okşan, merhum İsmail Neşelier, merhum Ali Kılcı, merhum Nail Kılcı, merhum Mehmet Erkul, merhum Necati Külahçı, Zeki Kardeş, Sami Çıralı, Özkan Fidan, Cengiz Dinç, Süleyman Karasülük ve ismini sayamadığım daha nice ustalarımıza teşekkürlerimle... İskender Damgacı Denizli Güvercin Evi Derneği Genel Sekreteri |
![]() |
| Denizli Bangosu’nun karşı karşıya kaldığı neslinin tükenme tehlikesinin bilgisizlik ve ilgisizlik sonucu olduğunu söylemiştim. Irkın standartlarını kayıt altına alarak ve kriterleri gerçekleştirdiğimiz organizasyonlarla ırk ile ilgili kriterleri Denizli’li yetiştiricilere duyurarak ilk ve en önemli hamleyi yapmış bulunuyoruz. Üniversiteler ve il müdürlüklerinden aldığımız desteklerle konuya ilgi çekme aşamasındayız. Denizli Valiliği ve Denizli Belediyesi’nin katılımlarıyla daha da güçlü bir konuma ulaşmak mümkündür. Denizli Ticaret Odası ise bu konuda gereken katkıyı sağlayacağına dair sözlü bir teminat vermiş bulunuyor. Denizli Bangosu’nu öncelikle Denizli’lilerin duyması, öğrenmesi gerektiğinde hem fikiriz. Sonrası kendiliğinden gelecektir… |
| Biz yetiştirilere düşen; ırkın inceliklerini tekrar hatırlamaktır. Örneğin bir cibanın baldırları renkli ise neslinin cibalardan geldiği, renksiz ise kesmekuyruklardan geldiği, bir karakuyruğun kuyruk yanları baldırlara doğru renkli geliyorsa onun neslinin cibalardan geldiği, renksiz ise kesme kuyruklardan geldiği gibi incelikleri tekrar zikretmeye başlamamız gerekiyor. Azman ırkının tek inceliğinin sıfır gagalılık olmadığını tekrar hatırlamalıyız. Bununla beraber kan biyokimyası, DNA testleri, gen kaynaklarını koruma projeleri devreye girecektir. Ancak biz yetiştiriciler sıfır gaga takıntısını öne alır diğer vasıfları göz ardı edersek hele sıfır gagayı elde etmek için İstanbul bangolarıyla melezleme yoluna gidersek bunların hiçbirinin önemi kalmaz. Sıfır gaga önemli bir vasıftır fakat her şey değildir. Denizli Güvercin Evi Derneği tarafından kayıt altına alınan Azman standartlarında her noktanın önemi puantaj usulüyle belirlenmiştir. |