SELÇUKLU TÜRKLERİNDE GÜVERCİN YETİŞTİRİCİLİĞİ Türklerin Anadolu’ya girişleri 1071 Malazgirt savaşı sonrası yaygınlık kazanmış olmakla birlikte Türklerin Orta doğu ve Anadolu’ya gelmeye başlamaları daha eski tarihlere dayanmaktadır. 1000’li yılların başında bugünkü İran, Suriye ve Mezopotamya’yı kapsayan bölgede kurulan Büyük Selçuklu devleti, Orta Asya ile bugünkü Rusya’nın güneydoğusunda yaşayan Türklerin bu bölgeye göçleri ile kuruldu. Bu bölge, taklacı ırkın Asya’da yetiştirildiği bölgedir. Taklacı ırkın bu göç sonrası Büyük Selçuklularla birlikte bu bölgeye yayıldığı ve daha sonra da Anadolu’ya girdiği düşünülmektedir. Bazı yabancı kaynaklarda 1055 yılında Selçuklu Sultanı Tuğrul bey döneminde Abbasilere tanıtılan taklacı güvercinlerin, Abbasiler kanalı ile başta İran, Irak, Suriye ve Ermenistan olmak üzere bölgedeki diğer ülkelere ve Mezopotamya’ya yayıldıkları belirtilmektedir. Muhtemelen bu kuşlar çeşitli Arap güvercinleri ile kırılmışlardır. Daha sonraları bugün ülkemizde Mardin güvercinleri olarak anılan taklacıların, bu güvercinlerin bölge güvercinleri ile kırılması sonucu ortaya çıkmış olma ihtimali kuvvetlidir. Bugün Arapların taklacı ırka sahip çıkıp kendi ırkları gibi dünyaya tanıtmalarının kökeninde bu olay vardır. Büyük Selçuklulardan sonra Anadolu’ya gelen ve Konya merkez olarak buraya yerleşen Anadolu Selçuklularının, Orta Asya’dan Mardin tipi taklacı ırk getirmedikleri bilinmektedir. Buradan taklacı ırkın eski dönemlerde daha çok doğu ve güneydoğu bölgelerimizde yaygın olduğunu ve daha sonra bu bölgeden Anadolu’nun diğer kesimlerine yayıldığını anlaşılmaktadır. Nitekim taklacı ırka “Mardin” adının da veriliyor olması, bu ırkın köken olarak bu ilimizden yayılmış olabileceğini düşündürmektedir. Anadolu Selçukluları ile birlikte, Anadolu’ya gelen ırkların başında bugün ülkemizde “Selçuklu” ve “Taklambaç” adı ile bilinen güvercin ırkları bulunmaktadır. Etimolojik incelemeler güvercin adlarının koyulmasında yöresel ve ülkesel adların yoğun olarak kullanıldığını göstermektedir. Buradaki Selçuklu adı bir hükümdarlığı temsil etmektedir. Anadolu Selçuklu döneminde Konya’nın başkent olduğu yıllarda Konya’da güvercin yetiştiriciliğinin hayli yaygın olduğu bilinmektedir. Hatta Konya’nın o dönemde bir güvercin başkenti olduğu söylenebilir. Konya’da bulunan Selçuklu sultanlarına ve vezirlerine hediye olarak çeşitli ülkelerden güvercinlerin gönderildiğine ilişkin kayıtlı bilgiler bulunmaktadır. Selçuklu Sultanlarının Selçuklu ırkı güvercinleri koruyabilmek amacı ile saray dışına çıkışına izin vermedikleri bilinmektedir. Bu kuşlar hediye ve satış da dahil olmak üzere hiçbir şekilde Konya dışına çıkartılmamışlardır. Konya’da 1200’lü yıllarda yaşadığı bilinen Hz. Mevlana’nın da Selçuklu ırkı güvercin yetiştirdiği menkıbelerde kayıtlıdır. Bu nedenle daha sonraları onu izleyen çelebiler de güvercin yetiştirmiş ve bu çelebiler arasından ünlü kuşçular çıkmıştır. Selçuklu devleti sonrasında, Osmanlı döneminde de Konya’da bulunan bazı zengin ailelerce bu güvercinlerin soyu titizlikle korunmuştur. Selçuklu kuşlarının İstanbul’da bulunan Osmanlı sarayına geliş tarihi 1875 yılında II. Abdülhamid’in padişahlığı dönemindedir. Bu güvercinler dünya üzerinde soyuna kan karışmamış ender güvercin ırklarından biridir. Selçukluların güvercine verdikleri değer onların sanatına da yansımıştır. Bugün Konya’da bulunan çini eserler üzerinde Selçuklu güvercinlerine ait figürlere rastlamak mümkündür. Başka bir örnek de Selçuklu döneminden kalma bir yapı olan Denizli yakınlarındaki Akhan Kervansarayında görülebilir. 1253 yılı yapımı olan bu kervansarayın köşe sütun başlıklarında güvercin motifleri yer almaktadır.
Yazan: Yavuz İşçen E-posta: boletus@mynet.com |